2009 Dijital Pazarlama Stratejisi Ozgur Alaz
TRT'yi Protesto Ediyorum

Başlıkta yazmış olduğum bu cümleyi önümüzdeki kısa süre içerisinde sıkça duyacaksınız.
Güle Güle Ünsal Hoca
İstanbul'da bir eğitim sırasında tanımıştım Ünsal Hocayı...Hani okulda bazı hocaların dersine girersiniz, süre bir türlü geçmez, ders sıkıcı gelir, hatta uykuya dalar güzel rüyalar görmeye başlarsınız ya... İşte tam tersi bir hocaydı. Okul hayatım boyunca bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az gördüm böyle eğitmenlerden.
Konuşmaya başladığı zaman ile bitirdiği zaman arasında ne kadar süre geçti bugün bile hala daha bilmiyorum. Ancak söyleği her kelime bugün hala daha hafızamda yerini koruyor.
Dokunun gençler diyordu tekrar tekrar. Yaptığınız iş ne olursa olsun, nerede olursa olsun insanlara dokunun. İnsanlara dokunursanız ancak iletişim kurabilirsiniz ve iyi birer iletişimci olabilirsiniz. Dünya'da önemli olan hiçbir iş yoktur demişti. Eğer mutsuzsanız, sıkılıyorsanız bırakın gitsin. Gidin boğazda bir türk kahvesi söyleyin ve gelip geçen gemileri seyredin. Yada gidin balık tutun. Ne bileyim birşeyler yapın işte. Mutlu olun yeterki. Ünsan Hoca iş hayatını ciddiye almıyordu bu sözleri ile... Fakat aslında o kadar çok ciddiye alıyorduki, bugüne kadar yetiştirdiği ve bir şekilde konuşmasına katılmış insanların nerelerde olduğuna bakmamız yeterli.
En fazla sevgilisi olmayan genç insanlara üzülürüm ben derdi. Kariyer peşinde koşmaya çabalayıp, kendini unutan insanlara... Mutlu olmayan bakın, mutlu insan zaten birçok şeyi başarır...
Ardından hemen, iletişim sektöründe başarılı olmanın sırrını iki satır arasına sıkıştırmış ve sonrasında tekrar hayatı dalgaya almak faslına geçmişti. O iki satır arasında büyük bir derya vardı aslında. Benim ve o salonda bulunan birçok gencin yok haritası olmuştu.
Ünsan Hoca dün itibariyle aramızdan ayrıldı. Ancak geriye her iletişimcinin başucunda durması gereken "İletişimin ABC'si" isimli güzel bir kitabı ve iletişim alanında yapmış olduğu birçok çalışmayı bıraktı.
Umarım, güzel uyur toprağında. Yetiştirdiği herbir genç gibi kendisinden iki çift söz dinleyebilmiş bizim gibi genç iletişimcilerde onun gösterdiği yolda, ama mutlu bir biçimde yürür.
Yazdıklarımdan Sonra Gelen İlk Çığlık
Şuan işsizim. Çağrı merkezi ekip liderliği yaptıktan sonra olaylı bir şekilde istifa ettikten sonra söylediğim sözler çok çarpıcı gelmiş oalcakki 1 hafta sonra bizzat genel müdür isteğiyle insan kaynaklarından arandım ve halkla ilişkiler departmanının başına getirilmek istendiğimi öğrendim. Departman dediğime bakmayın bariz tek kişilik bir bölüm şirket içinde. Ama gittiğimde zamanla gördümki vaad edilen şeyleri yapmaya niyetleri yok. Adamın derdi kat sekreterliği. Ki bu bir yazılım firması. Hani fuar organizasyonları, kurumsal iletişim, toplam kalite yönetimi, iç ve dış müşterilerle ilişki?? adamın umrunda değil. Ki burdan da dayanamayıp çıktıktan sonra şirketin bir kaç ay içersinde bir kaç müşterisini kaybettiğini ve işçi çıkarmaya gittiğini öğrendim.
Şuan dediğim gibi işsizim. 2 sene oldu saçma sapan görüşmeler yapıyorum. Krizi bahane eden uyanık bir zihniyete derdimi anlatmaya çalışıyorum.
Halkla ilişkilerin bir kuruma ne kadar faydası olduğunu o kurumun başındakiler kabullenmediği sürece, o hakkını koruyamayan fakültelerimiz istedikleri kadar amip gibi çoğalsın,
ben işsizim, sen işsizsin, o işsiz...
İletişim Sektörüne Düzenleme Gerekli
Türkiye'de 17 tane iletişim fakültesi var. Bu fakülteler radyo, televizyon, sinema, gazetecilik, halkla ilişkiler, reklamcılık ve hatta son zamanlarda görsel iletişim alanında eğitim veriyor. Hangi alanda olursa olsun neticede "iletişimci" diyoruz mezunlarına... Ancak sadece iletişimci ile kalıyoruz. Mesleki anlamda bir ünvanları, ünvanlarımız yok. Bir süre önce dedikoduları dönmüştü, diplomalarımızda "iletişim uzmanı" yazılı olacaktı. Ancak bu bile bir görüntüden ibaret. Çünkü sektöre giriş için bir kural yok. Hangi bölümde okursanız okuyun, mesleğe adım atabilmenin tek koşulu, belirli bir süre gerçekleştirilen stajlar. Bu stajların sonunda eğer mesleğe uygun bulunursanız, sektörün oyuncularından biri haline gelirsiniz. Üstelik iletişim fakültesi mezunu olsanız bile...Ancak bir iletişim fakültesi mezunu dilediği başka bir mesleğe geçiş yapamıyor.
Madem bu mesleğe giriş için iletişim diploması kriteri olmayacak, o halde hangi akla hizmet 17 tane iletişim fakültesi açtınız? Bu iletişim fakültelerinde idealist gençleri eğitip, sektörün kapısından geri çevirilmesine göz yumuyorsunuz?
Sektörü incelersek karşılaşacağımız tablo çok iç karartıcı. Gazete olsun, dergi olsun, halkla ilişkiler yada reklam ajansı olsun yada bir yapım şirketi olsun farketmez... Firma çalışanlarına baktığınız zaman iletişim fakültesi mezunlarını çok zor bulursunuz. Ancak iddia ediyorum, hangi firmaya girerseniz girin, burada kim boğaziçi mezunu diye sorarsanız, en azından 2 kişi ayağa kalkacaktır. Üstelik bölümlerinin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan okulun ismidir...
İletişim fakültelerinin kara bahtıdır işsizlik konusu. Bugün sınıf arkadaşlarımdan birçoğu'nun durumu içler acısı. Birçoğu işsizler ordusu içerisinde. Kendi çabalarıyla birşeyler yapmaya çalışıyorlar ancak bunlar stajlardan öteye gidemiyor. Belkide Türkiye'de yüksek lisans yapıp, akademisyen olma isteği en fazla iletişim fakültesi öğrencilerinde vardır. Psikolojisi bu nedenlerle bozuk birçok arkadaşım var.
Bu adaletsizliğin nedeni nedir? Bu kadar iletişim fakültesi açılmasına rağmen neden mezunlarına iş bulma konusunda bu kadar ilgisiz davranılıyor? Neden bazı üniversitelerin mezunları bu sektör için ön planda tutuluyor?
Bu soruları sormamız gereken kişiler mecliste... Bakın size daha ilginç bir tespit daha. Bir önceki parlamentonun önemli bir özelliği var. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, 550 milletvekili içerisinde en fazla iletişim fakültesi mezunu barındıran parlamento ünvanına sahip. Son parlamento ise yine içerisinde birçok iletişim fakültesi mezunu milletvekilini barındıyor. Bu kişiler sesini yükseltmiyor, bir aksiyon ortaya koymuyorsa, iletişim fakültelilerin haklarını kim koruyacak çok merak ediyorum...
İş işten geçmeden 3 çocuk yapın...
Bazıları Şanslı Doğar Hayata
Bu Stajların Bir Anlamı Olmalı
Etkinlik Yönetimi Bölümü Çalışanları Ne İş Yapar?
- Tüm mekan, 3.partileri yakından tanımalı
- Mekan ve 3. partilerin, üretim kapasite, türleri vb bilmelidir
- Tüm yeniliklerden haberdar olup tüm ilgili birimleri bilgilendirmelidir
- Projelerde öneriler sunmakla yükümlüdür.
- Bir etkinlik projesi olduğunda danışmanlara sadece bir alanda destek vermenin yanısıra gerek duyulduğunda tüm projeyi de danışmanlarla birlikte yürütmektedir.
Medya İlişkileri Bölümünde Çalışanlar Ne İş Yaparlar?
Tüm müşterilerin medya ilişkilerinden sorumludur.
Ajansın medya ile kontak koludur.
Tüm bültenlerde kontak kişi isimleri olarak kendileri belirtilir.
Destek birim olarak tüm danışmanlara müşterilerinin medya ilişkileri için hizmet verir.
Tüm medyada kim kimdir’i bilmek, tüm değişikliklerden haberdar olmak ve ilgili iş arkadaşlarını gelişmelerle ilgili bilgilendirmekle sorumludur.
Medya ile yapılacak tüm görüşmelerden sorumludur.
Tüm medya databankını oluşturmaktan ve sürekli update etmekten sorumludur.
Toplantılar, geziler için medya listesi hazırlamaktan sorumludur.
Medya gezilerine katılır. Öncelik kendilerindendir. Gidemedikleri takdirde danışman destek verir.
Basın toplantılarında medyayı ağırlamaktan sorumludur.
Basın toplantısı sonrası, katılım listesini hazırlar ve ilgili danışmana müşterisine sunması için verir.
Müşteriler için hazırlanan sunumlarda medya için hazırlanan konular için görüş alınmadan müşteriye sunum yapılamaz.
Müşteriler için medyada yürütülmüş projelerle ilgili danışmanları düzenli olarak gelişmeler hakkında bilgilendirir, danışmandan bu konularda gelen sorulara yanıt vermekle yükümlüdür.
Medyadan gelen özel talepleri (ilac, özel indirim vs) en hızlı sekilde danişmanlara iletip geri dönüşü en hizli zamanda geri alma takibinden sorumludur. Nasıl müşterinin işini medyaya 20 kere sorarak ne oldu diye takip ediliyorsa medya talepleri ile de ilgili bilgiyi takip etmek medya ekibinin sorumluluğundadır
Herhafta danismanlarla biraraya gelmeyi organize eder.
Danışmanlar tarafından önündeki dönemle ilgili bilgileri alan medya planını ona gore hazırlar.
Medya ekibi danışmanlar istedigi takdirde yayın gruplarına göre liste vermekle yükümlüdür. Danışmanlar bu yayınları inceleyerek yayın içeriğine göre haber projesi üretmeyi hedefleyebilirler.
Röportajlarda danışmanlarla paslaşarak kimin eşlik edeceğine karar verir. Gazeteci ile ilgili danışmana bilgi vermekten sorumludur.
Röportajda eşlik etmenin en önemli sebebi atlanan bir konu olduğu takdirde gündeme getirerek o konu/larında dahil edilmesini sağlamaktır.
Röportaj sonrası kısa bir röportaj raporu sunulmalıdır.
Haftalık medya raporu hazirlar.
Müşteri toplantılarına ihtiyac olduğunda katılır.
